fenerbahce aşkı - Blogcu



fenerbahce aşkı

Myspace

Myspace

• 7/1/2008 - özlem

Su ne kadar önemlidir ki aktığı sürece…ışık ne kadar önemlidir ki yandığı sürece…insan ne kadar önemlidir ki yanındayken… … …

En çok kaybettiği değerler için ağlarmış insan…kıymet bilmek, yanındayken yokluğunu hissetmek, avuçlarının sıcaklığında terlerken ellerin, bir kutup ayazında üşüdüğünü düşünmek veya beraberken oturup bir ayrılıp mektubu yazmak…hangi ilişkide hangisini düşündük ve ne kadar kıymet bildik sahip olduğumuz değerleri yitirmemek adına…

Neleri göze almalı, nelerden caymalı, ne kadar cesaretli olmalı ve ne kadar hiçe saymalı gururu “özlem” duymamak adına…

Sahiplenme duygusu ne kadar bitimsiz bir istekse insan ömründe,özlem duymakta o kadar kaçınılmaz değil mi hayatımızda…

“ölümden değil yaşayamadıklarından kork”*

Yarına keşken kaldıysa, kaderin sana çizdiği bölgede ve bir birliktelikte güzellikleri yaşamak adına tükettiğin zaman dilimlerinin, sende bıraktığı izler ruhunu doyuracak boyutta mı…yoksa yaşayamadıklarına karşı bir hayıflanma mı var kaderine…”özlemek veya özlenmek” bence bu paragrafın başına dönüp tekrar düşünmeliyiz “insan yaşayamadıklarını özler”

Susamanın, acıkmanın ve özlemenin ne yazık ki tam bir kelime karşılığı yok… yalnızca kendi yüreğinde hissedersin bu duyguyu...neyi ne kadar yaşadıysan o kadar onu duyumsarsın ruhunda…

“cismi de yok resmi de”**

İnsana duyulan kısmı yürekte hissedilen en derin boyutu bence…özlenmeyen biri olmaksa anlarda bıraktığın izler adına ne büyük bir kayıp...

Titrek bir mum alevinde, sigarandan soluklandığın her dumanda,duyumsadığın her iyot kokusunda hayal kurup birini özlemek, gelmeyeceğini bile-bile beklemek ve dilemek hem de …yaşananları yinelemek adına ne büyük bir sabırdır…

Her insan hak ettiği yerdedir…düşünce gücün ne kadar olumluysa ve ne kadar hoşgörülüysen yaşama ve insana karşı,bir o kadar alırsın karşılığını “özlemek veya özlenmek” adına…

İnsan her beraberlikte her gün yeni bir şey keşfetmek ve yarına keşke bırakmamak için zorluyorsa kaderini ve her şeyden önce adam gibi sevmesini ve paylaşmasını biliyorsa yüreği yettiğince, özlem onu yıkacak kadar güçlü olmaz hiçbir zaman...bir merdiveni adım-adım çıkıyorsan,ayağının takılma şansı azdır tökezlenme adına…

“özlem…”

Nasıl anlatılır ki! hangi harfi-hangi kelimeyle… , …hangi cümleyi-hangi paragrafla birleştirip anlatmalı… , … kimi zaman çöl gündüzleri kadar sıcak ve gergin, kimi zaman çöl geceleri kadar ıssız ve serin değil mi…


…özlem… ocak beyazı-şubat ayazı… …özlem… mart çamuru-nisan yağmuru… …özlem… mayıs güneşi-haziran ateşi… …özlem… temmuz yangını-ağustos kızgını… …özlem… eylül hüznü-ekim sürgünü… …özlem… kasım soğuğu-aralık buzluğu…

…özlem…özlem…özlem… bazen çok, bazen az ama hep var değil mi…

“özlem…”

Her aya, her haftaya, her güne,her ana yetecek bir özlem yaratabiliriz beynimizin kıvrımlarında…hayal gücünün sınırlarını zorlayacak kadar çok özleme sahip olabiliriz.

Hadi gelin “sahip olduğumuz değerlere sahip olduğumuz anlarda özlem duyarak yaşamayı öğretelim yüreğimize”…olur mu… … …


* Leo BUSCAGLIA
(sevgiyle kalın)

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 4/6/2007 - YİTİRDİKLERİM

                      YİTİRDİKLERİM

Şiirlere yazdım seni 

Satırlarda, hecelerde aradım ismini
Soğuk betonlar yoldaş yoluma
İnsanlar sersem
Düşünceler cıvık
Hem eskisi kadar konuşmuyorum da
Çünkü
Kendimi arıyorum
Düşünce çemberinde
Meydanları meydan
Bıçkın yüreğimde

Hayata kahretmedim henüz
Yalnız kadere de isyanım yok
Çarkları çoktan paslanmış
Öğretmeyi öğrenen dimağımın
Barış taşeronları sıçramadı üstüne
Savaşların dumanı da zehirlemedi
Bende kalan herşeyi

Fakat ne çıkar ki
Kavgalara sürgün kalp atışlarım
Sıcak kanım süzülürken kristal kadehlere
Marazlı parmakların orospu boğumunda
Ecelimin kadeh şakırtısını duyuyorum
Hayretler yaşamadı beyin hücrelerim
Küfür de yemedim yaptıklarıma
Sadece;
Damarlarıma nikahladılar şırınga uçlarını

Düşmedi talihin cemreleri kara bahtıma
Varsın dşmesin karalara aklar
Zaten karanlık akbabaları deşmiş
Kabuslarıma diş döktüren sevinçlerimi

Yalnızlığıma gizledim seni
Rüyalarımda aradım ipek saçlarını
Her zaman olduğu gibi
Yine meydanlarda arıyorum seni
Benim kadar ürkek
Benim kadar yalnız kaldırımlarda
Ve yalnızca sokak lambalarının
Aydınlığında istiyorum!

 

 

 

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 4/6/2007 - BULURUM SENİ

 

Bırakır mısın saçlarını ben yokken,

Kıskandığım rüzgarlara gizlice.

Savurur musun lalelerin üstüne

Yoksa güllere mi dokunursun

Dokunma ne olur kıskanırım

Ellerin değince karanfillere

Baharın içinde doğmuş

Yeni bir papatya gibisin...

 

 

 Yıldızları küstüren gözlerini

Oynatma sağa sola

Bakmasınlar yıldızlar kıskanırım

Hissederim gözlerini

                      yanımda olmasan da

 Hissederim gözlerini

                      daha ilk açtığın anda

Sen yeter ki doğ hep geceme

 Gelir bulurum seni zifiri karanlıklarda....

((SERCİ))

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 7/10/2006 - sevgi

                                             sevgi 

Kişi sevdiğiyle olmak ister!. Sevdiğinin hâliyle hâllenir… Sevgisi kadar, onunla yaşar!. Sevginin ne olduğunu tam olarak bilemediğimiz için, çoğunlukla, “beğeni” ile “sevgi”yi birbirine karıştırırız.

 
 

“Beğeni” yanında “sahip olma” arzusuyla açığa çıkar!.Bir nesneden hoşlandığında, beğendiğin şeye sahip olmak ve üzerinde tasarruf edebilmek arzusuyla yaşarsın… Bu tüm mahlukatta çok yaygın bir duygudur!. Kimi, beğendiğini cebine sokar; kimi beğendiğine tasma takıp yanında taşıyarak onunla hava atmak ister; kimi yakalayıp inine sürükler… Her mahlûk yaradılış fıtratına göre, beğendiği üzerinde tasarruf etmek ister.

“Sevmek” ise bundan çok farklıdır…

Sevince, yalnızca sevdiğin için yaşamak istersin!. Yalnızca yanında olmak, yalnızca onun olmak, yalnızca onun zevk aldığıyla zevk alıp, sevmediğinden kaçmak istersin! Sevdiğin öylesine sarmıştır aklını, fikrini, ruhunu ki, her şey sana, onu hatırlatır; yanında iken bile onun içinde olmak istersin!… Yakınlık bile uzak gelir sana!… Sen kaybolursun, sende; sevdiğin kalır yalnızca, beyninde!.. Onun bakışıyla bakar, onun değerlendirmesiyle değerlendirir, onun diliyle konuşmaya başlarsın!. Gözün ondan başkasını görmez, kulağın ondan başkasını duymaz, elin ondan başkasına uzanmaz olur!.

Her an sana sahip olmasını; varlığının, tasarrufunun her an üzerinde olmasını, her an seni kucaklamasını istersin!… Bedensel yakınlık bile, korkunç uzaklık gibi gelir sana; ve onunla tek bir beden, tek bir ruh, tek bir şuur olmayı dilersin!.

Sevgi, fıtratın müsait ise, sevdiğinde yok edesiye yakar seni; ve gün gelir kaşında-gözünde, yüzünde-dilinde sevdiğini görürler de, “sen o olmuşun” derler!

Beğenen sahip olmak ister…

Seven ise sevdiğinde yok olur; feda eder her şeyi sevdiği uğruna!.

Bazılarının da sevgi kokusu sürülür üstüne; “aşığım” sanır!. Ama sevdiği uğruna, fedakarlık etmeye gelince sıra, o koku siliniverir üzerinden “kopamama” sabunuyla!. Parasından kopamaz… Mevkiinden kopamaz… Yakınlarından kopamaz… İçinde yaşadığı ortamın güzelliklerinden kopamaz… “Etraf”tan kopamaz!. Derken kusurlar belirmeye başlar sevdiğini sandığının üzerinde… Eksiklikler görmeye başlar, yetersizlikler görmeye başlar… Bunlar önce acıma duygusuna dönüştürür sevgisini; uzaktan acıyarak seyretmeye başlar… Sonra tatlı bir anıya dönüşür, sevgi sandığı duyguları!. Bu tecrübe gösterir ki, onun fıtratında sevgi programı yoktur!.. Beğeniyi, sevgi sanmıştır!..

Uzaklaşma ondan gelmemiş de, karşısındakinden gelmişse, bu defa “nefret”e döner “beğeni”; ondan intikam alma duygusu gelişir içinde; ve vicdanla intikam dalgaları arasında bir o yana bir bu yana sürüklenir durur; terkedilmişliğin, uzaklaşmanın, layık olmadığını yaşamanın sanısı içinde!..

Oysa yalnızca, fıtratında olmayan gerçek sevginin sonuçlarını yaşamaktadır!. Cüzdanı için, güzelliği-yakışıklılığı için, kendisine hoş gelen huyları için, mevkii-koltuğu için, ilmi için beğenmiştir; sevdiğini sanmış; sahip olamayınca da arzusuna erişememenin düş kırıklığı içinde kopmuş; yalnızca çıkarları doğrultusunda yaşamayı tercih etmiştir…

Seven ise göze almıştır kopmayı… Dışlanmayı… Paradan-puldan, namdan nişandan, dosttan akrabadan uzak    kalmayı…

Fıtratından gelir sevgi!. Kulluğu sevmek üzeredir!. Onunla, sevmeyi yaşamak istediği için yaratmıştır onu Yaratan… O yüzden kopar anadan-babadan; dünyadan paradan!

Seven, karşılıksız sever!…

Beğenen karşılığını ister!.

Benim istediğim gibi yaşarsan seni boğarım sahip olduklarıma, der beğenen!.. Onun zaten fıtratında yoktur sevgi, bilmez aşkın ne olduğunu!.. Ne üzere yaratılmışsa, odur tüm meşgalesi… Karınca gibi çalışır; maymun gibi çiftleşir; aslan gibi yavrularına sahip çıkar… Ama pervane gibi sevemez!. atamaz kendini ateşe!.

Sevgi sonunda yanmayı getirir!.. Beğeni ise sonunda kaçmayı!.

Beğenen mahlûkat çoğunluğuna göre, “sevgi” delilikten bir türdür!.. Anlamazlar onlar, sevdiği uğruna, etraf ne derse desin deyip, her şarta katlanmayı! Ve “delillik bu” derler…

Beğenme bir tür “hobi”dir!… Bazen ömür boyu sürer, bazen birkaç yıl, bazen bir kaç ay!..

Sevgi bir ömür boyudur!… Bitmez, tükenmez, bazen durulur, bazen coşar ama hiç gerilemez!. Çoğunlukla karşısındakinden yüzünü göstermesinden gelir sevgi insana!.. Bazen de özünden gösterir yüzünü O!… O zaman onlar için derler ki, “Allah”a aşık oldu!..

“Kendine seçtikleri”dir sevenleri bir çehreden!… Özünden sevgiyi yaşayanlardır, “mukarreb”leri!…

Hünerlerini sergilemek için yaratmıştır herşeyi…

Sevmek için yaratmıştır sevilenleri!.

Gözlerinde seyretmek için gözleri olarak yaratmıştır “aşk”ı yaşattıklarını!..

Avam anlamaz ve bilmez bu aşkı!. Bunun aşk olduğunu!..

Oysa gerçek “aşk” O’nun ateşine pervane gibi atılıp; varlığını O’nda yitirip; O’nun “Baki”liğini yaşattıklarıdır gerçek “aşık”lar!..

                                                                       ((ALINTI))

                        ya okadar cok şey söyleniyor,

                                 ben diyorum ki

hadi pamuk eller klavyeye.sevgi nedir,nereden gelmiş.sevgi için neler feda edilir.neler sevgiyi öldürür,?kıskançlığın sevgiye etkileri_neler ?,kısaca siz bu arkadaş :)  ((sevgi)) hakkında ne düşünüyorsunuz.hadi bakalım görelim şu çok metettiyiniz sevgiyi.neler yazacaksınız bekliyorum.ve sevgiyi en güzel ifade eden arkadaşıma benden 100 kontör hediye.maksat hediye deyil ortalığı şenlendirmek ve dostlukları pekiştirmek,VARMISINIZ?

  (haftaya AYRILIK MESELESİ....yüreyinizden sevgi hiç eksik olmasın.

Sevgiyle yoğurulmamışsa yüreğin,
Tekkede
manastırda eremezsin.
Bir kez
gerçekten sevdinmi bu dünyada,
Cennetin, Cehennemin üstündesin.

ÖMER HAYYAM 
                 ((SERCİ))

 

Yorum (15) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 6/10/2006 - gittin gideli




gittin gideli

Yedi derde dermandı Yalın gülüşlerin Her yönden doğardın Karanlık içime. Canlanan bir bahar olurdu Sonbaharıma gelişlerin. Başında elvan çiçekleri Yeni açmış bir hanımeli Ah elalım ah!.. Koca bir mevsim geçti Sen gittin gideli. Karanlık sabahlarımda Doğan sıcak güneşimdin Umut umut parlayan. Kulağıma sevgi fısıldayan Yıldızımdın karanlık gecemde, Mavimsi bulutların gelirdi Yağmuru olurdun Kuraklık yaşayan düşlerimin. Her düşen damla Bana seni hatırlatırdı Sana gönül verdim vereli. Ah yaralım ah!.. Bu göz sana ağlar Sen gittin gideli. Engin bir Okyanus´tu Mahsun ela bakışların. Ufka açılmış teknemin Rüzgarıydın yelkenlerine dolan Dalga dalga sürüklerdin ruhumu Derin sularında korsan. Büyülü ıssız bir Ada´ydın Koylarında demirlediğim, Bulduğum an kaybettiğim Mavi denizlerin Güzeli Ah karalım ah!.. Kaç vurgun yedim Sen gittin gideli. Türküler seni anlatırdı Sana söylenirdi yanık beyitler. Karacaoğlanın sevda hasreti Veyselin sadık yari, Gündüzü gecesiydin. Ruhumun cıvıl cıvıl gülen Sevda açan bahcesiydin. Buram buram Anadolu kokardın ezgilerimde Sazım seni çalardı Sana ağlardı her teli Ah maralım ah!.. Kaç Türkü yaktım Sen gittin gideli. (alıntı)

                                                                                            
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 2/10/2006 - Yine senden uzak

bugün onun doğum günü.ve biz ayrıyız yine.ayrılığı dost bildi bu yürek,kimbilir nezaman unuturum.

ama biliyorumki

bu acı dinecek birgün.seven ve beraber olabilen,sevdiyi yanında olan herkese diyorum ki..

sevdiyinizin deyerini bilin.

olmadığı zaman ne hale geleceyinizi düşünün.ve ayrılığı hakketmiyorsa o sevgiyi iyi koruyun.

                          

Yine senden uzak
Yine yalnızlardayım
Sokak lambaları
Önümü aydınlatıyor.

Bu gece;
Bu gece doğum günün sevgilim
Biliyorum
Gelemiyorum
Ellerine uzanamıyorum
Önümü göremiyorum
Yanına gelmek,ellerini tutup
Gözlerini öpmek istiyorum
Yapamıyorum
-AFFET-

Bir yıldız gönderiyorum canım
Bir yıldız benden sana
doğum günü hediyesi olsun
Bir yıldız kayıyor içimden
Sevgilim
Doğum günün
-KUTLU OLSUN-

//bitsin bu işkence artık.((serci))                                                                                                                        

  

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 26/9/2006 - yapamadım

Yapamadım...

Yemin etmiştim
Kendimi unutmak için
Hayalden hayatlar kurdum…
Olmadı…
Yüreğimden gelen sesin,
İnleyişin,
Ağlayışın,
Sonunu da hayra yordum…
Olmadı…

Dedim,
Böylemidir dünya hâlları
Allah hasretle,
Acı çekmekle,
Aşka sürmekle,
Deneyecekmiş bu canı.
Sevgi suyu ile suladığım gülleri,
Kendi ellerimle kırayım dedim.
Yine olmadı…
Yapamadım....

Din be sevdam, din be dedik
Neden uslanmazsın, nebu delilik,
Ne bu karamsarlık,
Bu boşluk niye
Yârim uslandırır sinemi diye
Aşk ile aşkına girdim…
I, ıh,Olmadı…

Akşam,
Erkenden yatayım dedim
Kalemi kırıp atayım dedim
Resimleri yırtıp yakayım dedim
Şiire daldım,
Tenimi ateşe sardım, attım, yaktım…
Yine olmadı…

Ben, boşlukta günümü gün eylerdim
Ar’ı, namusu maziye sürgün de eylerdim
17 yıl kendime yalan söyledim
Sonra;
Gamsızlığa vurdum, bıraktım, boşladım…
Yok. olmadı…

Baktım ki serci ölür aşk’sız, sevdasız 
serci ölsün oyunsuz, yalansız
Baktım ki gönül veren,
Seviyorum diyen,
Ben yiğidim diyen,
Ben aslıyım,
Ben ley layım,
Ben şirinim diyenler.
Yaşarlar yüreksiz ve şerefsiz
Dedim ki yalan, bu dünya gereksiz
Namluya bir kurşun sür, kendini vur dedim…
Yine olmadı……….Yapamadım………….Yapamadım…

ali ejder harika yazmiş.yüreyina sağlık.

sevgilerimle ((SERCİ))

Yorum (13) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 14/8/2006 - severek ayrılalım.

              Bugün oldukça üzgünüm.ve sizinle paylaşmak istediyim bir sıkıntım var.

cok değer verdiyim bir aşkım var.daha önce ondan biraz söz etmiştim.Birbirimizi inanılmaz cok seviyoruz,9 yaşında bir kızı var,adı ezgi.o beni hiç bir şekilde istemiyor,ve annesini çok etkiliyor.ezgi daha önceleri beni çok seviyordu,7 yıl aradan sonra babasını tanıdı,onu 7 yıl aramayan,açmı,açıktamı diye merak etmeyen,asla babalık yapmayan adam çıkıp geldi ''BABANIM''diye,ve bu durum beni ta başından korkutmuş ve yaşıycağım kabusunda habercisi olmuştu sanki,Aşkıma olacakları söyledim,yarın sana baskı yapıp 'babamla barış'' diycek diye.''ASLA'' olamaz dedi.aradan cok geçmeden bir karar çıktı anneden,''ben hayatımı çoçuklarım icin adıycam ve eski eşimle barışacam diye'' inanılmaz yıkıldım ve hayata küstüm,hazmedemedim,cehenemi gördüm bu hayatta,ağladım,ağladım,ağladım.sonra kabullendim bu durumu ve içimden sökmeye yemin ettim.kolay olmuycaktı belki ama o bunu istemişti.şu geldi aklıma:bir insan neye üzülmemeli? çok çabalıyıp,uğrunda çok şeyi feda edip,cok mücadele edip kazanamadığına üzülmemeliydi.mücadele etmeyip kaybettiyimize üzülürüz.bişey yapmamışızdır ve gitmiştir...tam ben bunları yaşarken,ondan bir haber geldi''seni görmek istiyorum''diye,ve yanına  gittim..verdiyi kararı yerine getiremeyeceyini ve bensiz olamıycagını.beni çok sevdiyini,onu affetmemi istediyini söyledi..Ona inanmak istiyor ama aynı şeyleri yaşamaktan korkuyordum..

    ve tekrar birlikte olmaya ve ayrılmamaya söz verdik.Ogünüde sizlerle paylaştım,barıştığımı ve mutlu olduğumu haykırdım..

    Bu arada: Ezgi babasının yaşadığı şehre gidiyor.9 gün sonra inanılmaz bir psikolojiyle buraya geri dönüyor,tabi anlatmaya başlıyor,''babamın sevgilisi vardı,hergün beraberlerdi'' ben babama surat yaptım,hiç konuşmadım'' bunlara aldığı cevapsa gerceyi yansıtıyordu. ve tabi babasını gercek yüzünü.'' ben annenden ayrıyım ve istediyimi yaparım.cezalısın ve birgün boyunca evden dışarı çıkmıycaksın'' yani baba babalığını bu şekilde yaparken,annedende böyle bir tavırı göstermesini asla istemem.fakat buraya döner dönmez bana inanılmaz bir kin ve nefretle doluydu.Babalığını ne maddi ne manevi yapamayan adam,çocuga kini aşılamayı daha iyi becerebilmişti,konunun özü bu,şimdi annede bu durum karşısında ne yapacağını şaşırmış,bazen bitsinmi diye düşünüyorum,bende ne yapacağımı bilmiyor ve yardımınıza ihtiyacım var.ciddi anlamda yorumlarınız ve düşüncelerinizi bekliyorum.severek ayrılmakmı yada ........... işte o yada yı bilmiyorum.Ayrılıp bu nedenlerden dolayı anneyi cezalandırmak istemiyorum.Fakat annenin bu durum karşısında erimesinide istemiyorum..onu inanılmaz çok seviyorum....karasızlık,çaresizlik,umutsuz bir vakamı? yada ne??

             sevgi çabalamaktır belki ama nasıl çabalıycağımı bilmiyorum.onunla çok güzel vakitlerde gecirdik.dün bile beraberdik ezgiyle,gezdik,luna parka gittik,akşam olunca yine aynı ezgi geldi,ve durup dururken yine küstü.!!!! sizleri seviyorum ve şimdiden teşekürler.RÜYANIN EN GÜZEL TARAFINDA UYANDIRILMAKTAN NEFRET EDİYORUM.BEN O RÜYAYI YİNE İSTİYORUM....BİDAHA GÖRÜRMÜYÜM,ONUDA BİLMİYORUM...(SERCİ)

 

 

Yorum (14) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
< free image hosting

free image hosting

Visit Cute-Spot.com!

Hakkımda

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Blog RSS
SERCİ

Kategoriler

Image hosting

Image hosting

Arkadaşlar

bicem
nehirida
bloving
secimim
maviece
cumhuriyethalkpartisi
ruhlargemisi
emelkardelen
beyazatliprens
efuyam
esra22esra
avrilavigne
yalnizzkovboyy
dilefkar
yazgulucan
selfrespect
acelyaxxx
filiz70
simsiyahyinehertaraf
masallarinmasali
chatty
crazyangelyasmin
saclariniz
boyacicocuk
Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:1
Son Sayfa |



Create a Myspace LED Scroller